Uzun ilişkiler tarih mi oldu?

Uzun ilişkiler tarih mi oldu?

Yıllarca süren ilişkiler geçmişte mi kaldı? Günümüzde, bir ilişkiyi yıllarca sürdüren insanlar takdir ediliyor. Çoğu zaman aylarca süren eski bir ilişkiden bahsederken, ‘’uzun bir ilişkiydi’’ diyoruz. Peki niye böyle oldu? İlişkilerin zamanı bitti mi? Hiç sanmıyoruz. Yıllar değil asırlar da geçse, insanlar yanında bir hayat arkadaşına ihtiyaç duyacak.

Günümüzdeki ilişkilerin yapaylığını ve sanallığını eleştirirken, eski zamanları anıyor, “Ah, nerede o eski aşklar?” diye başlıyoruz aramızdaki tartışmalara. Oysa aşkın kendisinde değişen çok fazla bir şey yok. Değişim daha çok bizim yaşam biçimlerimizde yaşandı.

Tüketime odaklı, teknolojiye bağımlı, yalnızlaşmış hayatlar yaşarken, ilişkilerimizi de birbirimizi tüketmek üzerine kuruyoruz. Yalnızlığımıza bir son vermek için bir ilişkiye başlıyor, birbirimizi tükettiğimizi hissettiğimiz noktada ilişkiyi sonlandırıyoruz.

Tek bir insanda aradığımız tüm özelliklerin olmasını bekliyor, bulamayınca başka insanlara yöneliyor, çabucak vazgeçip hemen yenisini bulmaya çabalıyoruz. Tatminsiz yönlerimizin farkına varamıyoruz ve sonra bütün suçu aşklara atıyoruz.

Türk Sinemasının unutulmaz klasiklerinden biri olan Selvi Boylum Al Yazmalım filminde Türkan Şoray Kadir İnanır’a “Sevgi nedir?” diye sorar ve yanıtı beklemeden “Sevgi emektir” diye kendisi verir.

Uzun ilişkilerdeki kilit noktalar, emek ve özveri

Ne zaman ki aşkın emek istediğini anlar, ilişkimizi olgunlaştıracak sabrı gösterebiliriz, işte o zaman her fırsatta eski aşkları anmak zorunda kalmayız.

Uzun soluklu bir ilişki aslında göründüğü kadar imkânsız değil. Biraz hoşgörü ve anlayışla, kusursuzluğu aramak yerine kusurları hoş görmekle gayet mümkün.